27 Haziran 2013 Perşembe

Şeytanın bacağını kırdığım an

Anasına  bak kızını al diye boşuna dememişler... 

Annem yemek yaparken "kızım gel bak öğren" diye az bağırmadı bana ısrarla "aman anne yaa offff" diye başımdan savdım. Annemin titizliği ve düzeni fazlasıyla genlerime geçmiş ancak 1 saatte muhteşem sofralar hazırlaması ve yemek konusundaki başarısı bir türlü bana bulaşmamıştı. Evliliğimiz ilk aylarında gerçekten yemek yapamıyordum. Annemin dolabımıza gizlice koyduğu yemekler işten gelice en büyük mutluluk sebebimiz oluyordu ki hala öyle :) ( Aklı olan annesine yakın otursun, evimizi alırken en büyük kriter benim için bu oldu, ne taşı ne duvarı anneme yakın olsun yeter dedim)

 Misafirlerim geldiğinde saçmalama konusunda üstüme hiç yoktu taaa kiiii şeytanın bacağını kırana kadar. O zaman dedim ki annemin kızıyım ben, ne kadar yıllarca reddetsemde onun öğretmelerini yine göz ucuyla kapmışım :)

Arkadaşım doğum günü için (Merve Pınar Vardar) öyle bir hazırlık yaptım ki kendim ve eşim gerçekten 1 hafta boyunca bundan bahsettik. Pilavım güzel oldu fırında köftem güzel oldu böreklerim çok güzel olduu olduda oldu:) O günden sonra gelen her önemli misafirimiz farklı dekor ile bu menüyü yemek zorunda kaldı ama olsun bu bile benim için başarıydı :)   Öyle bir heves geldi ki o hafta sofram için dekoratif şeyler aldım hep gerçi çoğu açılmadı ama olsun:) 

Tabi hala bir makarna ve salata ile soframızda ağırladığımız ailemiz dostlarımız var :) Ne yapalım çalışan insanlarız..Ama onlarda sanki padişah sofrası hazılamışız gibi memnuniyetle kalkmalarıda ayrı bir mutlulu kattı bize.



NOT: Şarap tahtasını eltim yanii ablam aldı (Elti kelimesi bize çok komik geliyor) Kendisinin yaptığı pastalar, kurabiyeler ve el becerisi işleri ilerde paylaşacağım. Hem çalışan hem de becerikli ve zevkli işler çıkaran bir kadındır kendisi :))


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder